top of page

MÜZAKERENİN SONUNDA Kİ MÜCADELE

  • Yazarın fotoğrafı: Hasan Bülbül
    Hasan Bülbül
  • 1 Ara 2022
  • 2 dakikada okunur

Türkiye 80 sonrası daha fazla hissettiği terörizm ile mücadelelerini her dönem farklı şekilde sürdürmüştür. Türkiye'de terörizmi doğuran en büyük etkenlerin başında demokrasi bilinci oturmaması gelmekte, bununda sebebi darbeler oluşturmaktadır. Darbelerinin getirisi işkenceler ile halkın bir kısmı apolitik hale gelirken bir kısmı da radikalleştirmişti. bu radikalleşmenin en net örneği PKK kurulsun diye Diyarbakır cezaevinde uygulanan zulümdü. Zulmün doğurduğu, ABD'nin ebeliğini yaptığı bu örgüt günümüzde daha farklı boyuta girmekte.


2009'da örgüt bu yeni boyuta iktidarın masasına oturtularak başladı. Devlet bu örgütü müzakere başlığı altında resmi bir düzeye yerleştirmişti. yıllardır mücadele edilen örgütün sözde liderinin mektubu Nevruz etkinliklerinde büyük coşku içinde okutuluyor, bölgelerin isimleri Türkçe yerine Kürtçe telafuz ediliyordu. Habur'da PKK'lıları 50 bin kişi coşku içinde davullar ve zurnalarla karşılıyor, devlet kademesi sadece izliyordu. Devletten alınan cesaretle teröristler karakollara saldırılara başladı. Şehit haberleri gelince toplumda tepki sesleri gelmeye başladı.



Dağdan inen 13 terörist hakkında tutuklama kararı çıkınca Mehmet Nezir Karabaş: PKK’nın ateşkesi 31 Ekim’de sona erecek. Önümüzde kısa bir süre kaldı. Bu sürenin barışa yönelik değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir. Hükûmet bu süreci barışa yönelik değerlendirmelidir. diyerek devleti tehdit ediyordu. bir tehditte katil Öcalan'dan geldi

"15 Haziran’dan sonra süreç ya büyük bir anlaşmaya, ya da büyük bir savaşa evrillecektir. Eğer büyük bir savaş çıkarsa hükûmet 3 ay bile dayanamaz"

Bu tehditler savrulurken MİT örgütle görüşmeye gitmişti. ilk başta yalanlansa da daha sonra 28 Aralık 2012'de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu görüşmeyi doğruladı. Ara sıra sekteye uğrasa da süreç devam ettirildi. PKK bu süreçte kendini topladı. Kürdistan adında parti kurulmasına izin verildi, şehir isimleri değiştirildi, KCK'dan yargılanan isimler serbest bırakıldı. Öyle ki 11 Temmuz 2014'te Diyarbakır'da görülen KCK ana davasında tutuklu bulunan iki sanığın daha tahliye edilmesiyle dava kapsamında tutuklu kalmamıştı.


süreci durduran olay ise İŞİD'in Kobani bölgesine saldırması oldu. Kobani bahane edilerek karakol ve güvenlik güçlerine saldırdılar. Süreç daha kanlı bir hale geldi. Süreç örgütü ve mecliste ki temsilcilerini şımarıklaştırdı. özerklik ilan ediliyor, ağlamayacak denilen anneler, ağlıyordu. Bugün Suriye'de başlatılan PKK operasyonları bu yaşanılan sürecin bir getirisi oldu. TBMM de katil Apo, sayın Öcalan olarak hitap edilir hale geldi. Kısaca müzakere terörü yeni bir boyuta taşıdı.


Bu yeni boyutta, terör dili mecliste kolayca kullanılır hale geldi, PKK görüşlerini Meclis mikrofonundan anlatan ve sırtını terör örgütlerine dayayan vekiller oluştu. Seçim yaklaştıkça HDP'nin bir terör partisi olduğunu söyleyen siyasiler bir zamanalar o kadro ile PKK'nın masasına oturmuştu. Ancak bu konu hala çözümsüz bırakılarak siyasal bir menfaate dönüştürüldü.

Yorumlar


bottom of page