AKDENİZ’DEKİ ARTAN STRATEJİK DİNAMİKLER BAĞLAMINDA GÜNEY KIBRIS’TA YAŞANAN GÖÇ HAREKETLERİ
- Hasan Bülbül
- 2 gün önce
- 14 dakikada okunur
STRATEJİK OLARAK
G. KIBRIS
Akdeniz’in doğusunda yer alan Kıbrıs tarih boyunca önemli bir nokta olmuştur. Jeopolitik olarak Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında bulunması ehemmiyetini açıkça göstermektedir. Coğrafi bu durum, Kıbrıs’ı enerji koridorlarının merkezine yerleştirir; özellikle Doğu Akdeniz’deki doğal gaz ve petrol yataklarına yakınlığı, bölgesel enerji güvenliği açısından büyük bir önem taşır. Aynı zamanda, askerî açıdan da stratejik bir noktada bulunan Kıbrıs, bölgesel güvenlik politikalarında önemli bir rol oynar. Kıbrıs’ın askeri-stratejik konumunu belirleyen unsur, adanın Doğu Akdeniz’in merkezinde yer almasıdır. Ada, Suriye, Lübnan, İsrail ve Mısır gibi Orta Doğu ülkelerine yakınlığıyla bölgedeki güvenlik hesaplamalarında kilit bir yer tutmaktadır. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Batı Bloğu için ileri karakol işlevi gören Kıbrıs, günümüzde de NATO ve Avrupa güvenlik politikaları açısından önemini korumaktadır. Nitekim adada halen İngiltere’nin egemen üs bölgeleri (Akrotiri ve Dikelya) bulunmakta, bu üsler Ortadoğu’da gerçekleşen askeri operasyonlarda aktif bir şekilde kullanılmaktadır.

Doğu Akdeniz’de son yıllarda keşfedilen doğal gaz rezervleri, Kıbrıs’ı enerji jeopolitiğinin merkezine yerleştirmiştir. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya bağımlılığı azaltma politikası, Doğu Akdeniz gazını daha değerli kılarken, Kıbrıs bu sürecin kilit oyuncusu konumuna gelmiştir. Ancak bu durum, aynı zamanda bölgede rekabet ve gerilimi de beraberinde getirmektedir. Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin iddiaları, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın AB destekli tezleri ve İsrail’in enerji politikaları, Akdeniz’de karmaşık bir jeopolitik tabloyu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Kıbrıs’ın Akdeniz’deki konumu, onu yalnızca bir ada devleti olmaktan öteye taşıyarak, küresel stratejik dinamiklerin merkezine oturtmaktadır. Enerji rekabeti, güvenlik stratejileri, ticaret yolları ve göç hareketlilikleri, Kıbrıs’ı Akdeniz’in en kritik aktörlerinden biri haline getirmiştir.
Kıbrıs'ın bu önemli yapısı onu stratejik tuzaklara ve kargaşaların merkezinde tutmaktadır özellikle İsrail için Kıbrıs adasının strateji konumu bir güvenlik duvarı mahiyetindedir. İsrail- Filistin Savaşı'nın sonuçlarından birisi de bu noktada adayı ilgilendirmektedir. İsrail vatandaşların Savaş durumundan kaynaklı olarak yaygın bir şekilde Güney Kıbrıs'a göç etmektedir. Bu tercih sıradan ve sebepsiz değildir. İsrail ve Amerika uzun bir süredir Doğu Akdeniz'de farklı plan ve güvenlik stratejileri planlamaktadırlar. Bu noktada Güney Kıbrıs iki başat gücün planları altında kalan bir jandarma noktası görümümde.
Bu durumu; Amerika'nın Kıbrıs'taki Rum kesimine silah ambargosunu kaldırması, EastMed boru hattı ve Rum kesimi ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) antlaşma imzalaması açıkça göstermektedir. Güney Kıbrıs bölgesine gösterilen bu ihtimam güvenlik noktasının dışında doğal zenginliklerden kaynaklanmakta. Geliştirmektegede keşfedilen doğalgaz yataklarında ve enerjinin Avrupa’ya taşınması adına da projeler geliştirmekte. Rus gazının dışında kaynak arayan Avrupa için İsrail’in bu projesi de önem arz etmekte. Tüm bu bağlamda İsrail, Kıbrıs Rum kesimi ile esasında tek çıkarlı “ortaklık” yürütmektedir. Kendi güvenliği açısından GKRY de MOSSAD entegre edilmiş, radar üsleri kurulmuş ve tatbikat alnına dönüşmüştür.
Son Gelişmeler Bağlamında İsrail’deki Durum ve Kıbrıs’a Yönelen Akım
1. İsrail’de Güvenlik Sorunu ve İç Kriz
Son dönemde İsrail’de yaşanan çatışmalar, siyasi gerilimler ve güvenlik endişeleri, bazı sivillerin “geçici güvenli bölge” arayışına girmesine neden olmuştur. Özellikle ülkenin kuzeyi ve Gazze çevresinde yaşayan birçok İsrailli, savaş riskinin artmasıyla alternatif bölgeler aramaktadır.
2. Kıbrıs’ın Yakınlık Avantajı
Kıbrıs, İsrail’e sadece 45 dakika uçuş mesafesinde olması nedeniyle “ilk kaçış noktası” olarak görülmektedir. İki ülke arasındaki:
Yoğun turizm trafiği,
Güçlü ekonomik ilişkiler,
Mevcut diaspora bağlantıları Kıbrıs’ı İsrailli siviller için doğal bir tercih hâline getiriyor.
3. Kıbrıs Hükümeti’nin Yaklaşımı
Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ile olan stratejik ilişkileri nedeniyle gelen sivillere genel olarak olumlu yaklaşmaktadır. Ancak:
Göç sayısının artması,
AB’nin Kıbrıs üzerindeki “yük paylaşımı” baskısı,
Adanın sınırlı yüzölçümü ve kapasitesi
Devlet içinde bazı tartışmalara yol açmaktadır.
4. İsrailli Mültecilerin Kıbrıs’a Göçü
İsrailli sivillerin Kıbrıs’a yönelen hareketi klasik anlamda bir “mültecilik” niteliği taşımamakla birlikte, uluslararası literatürde “conflict-induced migration” yani çatışma kaynaklı sivil hareketi kategorisine yakındır.
4.1. Göçün Temel Nedenleri
Göçün motivasyonları çok boyutludur:
Güvenlik endişesi
Geçici yaşam alanı arayışı
Ailelerin çocuklarını riskten uzak tutma isteği
Avrupa’ya geçiş için Kıbrıs’ı bir köprü olarak görme
İsrail-Kıbrıs arasındaki vize kolaylıkları
Bu unsurlar hareketi hızlandırmaktadır.
4.2. Göçmen Profili
Kıbrıs’a gelen İsrailliler çoğunlukla orta üst ekonomik sınıfa mensup, eğitimli ailelerdir. Bu durum:
Entegrasyonu kolaylaştırmakta,
Ekonomik yükü azaltmakta,
Fakat kira ve yaşam maliyetlerinde artışa neden olmaktadır.
4.3. Kıbrıs Üzerindeki Etkiler
Bu akım, ada üzerindeki bazı alanlarda belirgin etki oluşturmuştur:
Ekonomik Etkiler
Kiraların artması,
Yerleşim bölgelerinde hızlı talep yükselişi,
Hizmet sektöründe hareketlilik,
Turizm sezonunun uzaması.
Sosyokültürel Etkiler
Yerel halkın “geçici yabancı yoğunluğu” nedeniyle endişeleri,
Çifte toplumlu ada yapısında yeni demografik tartışmalar.
GÖÇ ADRESİ: GKRY
İsrail derin ilişki ve kazanımlar elde ettiği ada, aynı zamanda güvenli bir liman olmakta. Bu güvenli liman İsrailli turizmcilerin en çok ziyaret ettiği noktalardan birisi. Öyle ki 2017 yılında 261.966 turist ziyaret ederken1 2023 yılında 410.607 kişiye ulaşıyor. Artan bu ziyaret kalıcı bir yerleşime dönüşümü de zaman içinde hızlanıyor 2018’de Güney Kıbrıs’ta yaşayan İsrailli vatandaş sayısının yaklaşık 6.5002 civarında iken 2024 yılı itibarıyla bu sayı yaklaşık 12.000 olarak verilmiş durumda. Bu rakamlar her ay eklenerek devam ediyor.
Yıl | Kıbrıs’a gelen İsrailli turist sayısı | İsrail nüfusu | G. Kıbrıs Nüfusu |
2017 | 261,966 | 8.400.000 |
864.200
|
2023 | 410,607 | 9.770.000 | 966.4003 |
YIL | İsrail nüfusu | G. Kıbrıs nüfusu |
2018 | 8.510.0664 | 1.270.737 |
2024 | 10.027.000 | 1.358.2825 |
Öyle ki GKRY’de yayın yapan newscyprus.eu adlı site “İsrailliler akın akın Kıbrıs'a göç ediyor” başlığı ile yaşanacak tehlikeyi özetliyor6. Aslında yaşanan bu göç akınına karşı toplumda karşıt kesiminde olduğunu görmekteyiz. Rum haber sitelerinde "sessiz mülkiyet" başlığı altında İsrailli şirketlerin aldıkları arazileri haberleştirerek eleştirmekte.
Güney Kıbrıs’taki AKEL partisinin genel sekreteri Stefanos Stefanu da 3 Temmuz 2025 tarihinde parti içi konuşmasında, ülkesinde yaşanan nüfus hareketliliğini büyük bir tehdit olduğu söyleyerek Yahudilerin okullar, sinagoglar ve çeşitli sosyal tesisler kurduklarını belirtiyor.
2023 Ekim ayında yaşanan Hamas saldırısı sonrası göç hareketliliği büyük oranda artırmıştı. Ekim ayında yaşanan saldırıların akabinde aynı ay içerisinde 7000 İsrailli Kıbrıs’a göç etti. Kasım ayına gelindiğinde bu rakam 16.000’i geçmişti7
Dönem | Tahmini İsrailli Sayısı | Açıklama |
Ekim 2023 | 5.000 | Hamas saldırısı sonrası ilk dalga |
Kasım 2023 | 16.000 | Geçici sığınmacı sayısı |
2019 yılında nüfusuna oranla en fazla sığınmacıya sahip ülke olan G. Kıbrıs birçok farklı yaş ve nitelikte göç almakta. Göç eden nüfusun %55,6'sı kadın, %44,4'ü erkek olmakta. Yaş grubu olarak ise çoğunluğu 20-64 yaş aralığında gerçekleşmiştir. (%80), %10,8'i 19 yaşın altında ve %8,8'i 65 yaşın üzerinde8.

Kıbrıs, göçmenlerin otellerde konaklamasının yıllık maliyetini (19 milyon avro) artık karşılayamayacağını ve ülkedeki göçmen krizinin kötüleşmesi nedeniyle Avrupa Birliği'nden yardım istediğini belirtti. Kıbrıs İçişleri Bakanı Nikos Norris, AFP'ye verdiği demeçte, birçok göçmen için kamplara alternatifin, şehirdeki kötü niyetli kişilerin sahip olduğu güvenli olmayan barınaklar olduğunu söyledi. Norris, sığınma başvuru sürecini ve gerekirse sınır dışı etme sürecini hızlandırmak istiyor. "Çok sayıda göçmenimiz var ve bunların yüzde 75'i mülteci değil," dedi
(İsrail haber sitesinden alıntı ynet.co.il)
İSRAİL’Lİ TURİZM FİRMALARININ REKLAM ÇALIŞMALARINDAN ÖRNEKLER
İsrailli firmalar Kıbrıs’ın vergi indirimlerini ve alım gücünü ön planda tutarak özendirme faaliyetleri yapmakta. “Passportcard” adlı firma neden Kıbrıs sorusunun cevabını şu şekilde veriyor
Kıbrıs'taki Yahudi cemaati, 2023 itibarıyla yaklaşık 600 aileden oluşmaktadır ve çoğunluğu Larnaka, Lefkoşa ve Limasol'da yaşamaktadır. Ayrıca, Yahudiler dini sembollerle Kıbrıs'ta serbestçe dolaşabilmektedir ve adada ayrıca birkaç Chabad evi, bir koşer otel ve daha fazlası bulunmaktadır. Ayrıca, 2024 yılında Kıbrıs'a taşınmanın ister bireysel ister aile/topluluk olarak olsun, İsrail halkı arasında rutin ve popüler bir şey haline geldiğini unutmamak önemlidir. Bu nedenle, bugün Kıbrıs'a taşınırsanız, taşınma sürecinde size nasıl yardımcı olacaklarını bilen önemli sayıda İsrailliyle karşılaşmanız muhtemeldir.
| Ortalama kira bedeli – 3 oda | Bir daire satın almanın ortalama fiyatı | İsrail/Yahudi topluluğu | Eğitim sisteminin kalitesi | Güvenlik seviyesi | Ek özellikler |
Baf | 450-600 avro | 100-150 bin avro | Önemli bir İsrail topluluğu | Üç büyük özel okul | Yüksek düzeyde güvenlik | Çocuklu aileler için en uygun ortam |
Limasol | 500-800 avro | 100-150 bin avro | Önemli bir İsrail topluluğu | Sınırlı sayıda özel eğitim ortamı | Yüksek düzeyde güvenlik | Kıbrıs'ın iş başkenti, çok sayıda kurum ve alışveriş merkezi |
Larnaka | 500-800 avro | 130-180 bin avro | Önemli bir İsrail topluluğu | Sınırlı sayıda özel eğitim ortamı | Yüksek düzeyde güvenlik | Kıbrıs'ın liman kenti |
Lefkoşa | 600-900 avro | 200-300 bin avro | İsrail topluluğu olmadan | En iyi uluslararası özel eğitim sistemi | Yüksek düzeyde güvenlik | Kıbrıs'ın başkentinde çok sayıda diplomat ve yabancı ikametgâh |
Larnaka en büyük İsrail topluluğunun yaşadığı şehirdir.
Kıbrıs işgücü piyasasındaki maaşlar İsrail'dekinden düşük olsa da örneğin Kıbrıs emlak piyasasında yalnızca kiralamanın değil, aynı zamanda (İsrail'e kıyasla) çok daha az bir maliyetle çok daha fazlasını satın almanın da mümkün olduğunu belirtmek önemlidir. Örneğin Tel Aviv'de bir metrekare satın almak için yaklaşık beş aylık maaş yatırmak gerekirken, Kıbrıs'ta bir maaştan biraz daha fazlasını yatırmak gerekir. Dahası, Kıbrıs'taki gayrimenkullerin getirisi %5-8 (net) arasında değişmektedir; bu, günümüzde İsrail'de elde edilebilecek getirinin iki katından fazladır. Ayrıca, Kıbrıs'ta kirası 20.000 avronun altında olan gayrimenkuller için vergi muafiyetinden yararlanılabileceğini de belirtmek gerekir.
Kıbrıs'ta gayrimenkulün yanı sıra, İsraillilerin girebileceği çeşitli standart işler de bulunmaktadır: oteller, restoranlar, ileri teknoloji, satış ve daha fazlası. Elbette, eğitim, mühendislik ve tıp gibi rağbet gören alanlarda sürekli bir işçi talebi vardır. Ancak Kıbrıs'taki ücretler İsrail'e kıyasla çok düşüktür ve özellikle kaliteli bir lokasyonda yaşamak veya çocuklarınızı özel okula göndermek istiyorsanız, yüksek bir yaşam standardına olanak tanımaz. Bu nedenle adadaki çoğu İsrailli uzaktan çalışmaktadır; bazıları İsrailli şirketlerin çalışanı, bazıları ise uluslararası müşterileri olan işletme sahipleridir.
Elbette, Kıbrıs'a tek başına göç etmek veya yerleşmek çok daha kolaydır. Ancak her yıl birçok İsrailli aile, çocuklarıyla birlikte Kıbrıs'a göç etme zorluğuyla karşı karşıya kalmaktadır. Zengin bir kültür ve erişilebilir eğlence olanaklarıyla, sakin ve güvenli bir yaşamın tadını çıkarma fırsatının çoğumuza cazip geldiğine şüphe yok.
İsrailli bir ailenin blogunda yayınlanan bir yazıda neden Kıbrıs’ı tercih ettikleri şu şekilde anlatmakta
Ben Nofar ve bu, eşim Roman ve kızlarımız Maya ve Sophie ile yaptığım seyahatlere dayanan seyahat blogum. 2015'in sonunda işimizden ayrılıp büyük bir yolculuğa çıktık. Hindistan seyahatimiz sırasında blogu başlattık. Mayıs 2021'de Kıbrıs, Limasol'a taşındık. Dünya seyahati için önerilerimizi ve ipuçlarımızı sizinle paylaşmaktan heyecan duyuyorum.
Mayıs 2021'de Kıbrıs'a taşındık. Yeni bir aile deneyimi yaşamak, maddi sıkıntılar ve hayatı biraz yavaşlatma isteğimiz nedeniyle birkaç ay önce taşınmaya karar vermiştik. Roman ve ben uzaktan çalışıyoruz ve Portekiz pasaportum var ( Nisan 2021'de Portekiz'den aldım ), bu yüzden Avrupa'daki herhangi bir ülkeye taşınabilirdik ve Kıbrıs'a taşınmayı seçtik. Eğer çocuğumuz olmasaydı veya daha büyük çocuklarımız olsaydı, Kıbrıs'ı seçmezdik, çünkü sonuçta Kıbrıs küçük bir ada (İsrail'in yaklaşık yarısı büyüklüğünde) ve orada yapılacak pek bir şey yok, kültür, mutfak, turizm vb. açısından diğer Avrupa ülkelerine kıyasla hala yeterince gelişmiş değil. Ancak bir bebeğimiz ve gelecekte bir çocuk daha düşünmemizle, Kıbrıs'a taşınmanın doğru karar olduğuna karar verdik (bu arada, Ekim 2022'de burada doğum yaptım ve burada harika bir doğum geçirdim). Kıbrıs'ın son yıllarda büyük bir gelişme gösterdiğini ve sürekli değiştiğini belirtmek de önemlidir. Burada yeni yerler açılıyor ve Kıbrıs'ta büyük bir değişim görebilirsiniz. Şimdi Kıbrıs'ın yerleşmek için daha da cazip bir yer olduğunu düşünüyorum. Kıbrıs'ın son yıllarda düşük vergilendirme ve Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş (buraya birçok Rus ve Ukraynalı geldi) nedeniyle ivme kazandığını, fiyatların önemli ölçüde arttığını ve ayrıca okullar ve anaokulları için uzun bekleme listelerinin olduğunu belirtmek önemlidir. Öte yandan, bu durum çok iyi gayrimenkul yatırımları ve restoranlar, oteller ve yeni turistik mekanlarda daha fazla büyüme fırsatları yarattı.
Kıbrıs'ta yaşanacak en iyi yer neresidir?
Çoğu İsrailli Limasol, Baf ve Larnaka şehirlerine taşınıyor. Çocuklarınız varsa, öncelikli olarak eğitim ortamlarını göz önünde bulundurmalısınız. Kıbrıs, son yıllarda (savaşlar nedeniyle) Ruslar, Ukraynalılar ve İsrailliler için cazip bir yaşam alanı haline geldiğinden, burada eğitim ortamlarına olan talep ve arzın karşılanmadığı ve bu nedenle çocuklar için ortamlar için çok uzun bekleme listelerinin oluştuğu bir durum ortaya çıktı. Elbette, son dakikada bir yerin boşaldığı zamana denk gelmek de şans meselesi. Ancak çocuklarınız varsa ve taşınmayı düşünüyorsanız, öncelikle çocuklar için boş alanların bulunduğu ortamları bulmanızı ve bu ortamlarla bağlantı kurmanızı öneririm. Örneğin, Limasol şehri Kıbrıs'ın en pahalı şehridir ve ayrıca çocuklar için özel konut finansmanı (okul öncesi eğitim için aylık 600 avrodan başlayıp lise için aylık bin avroya ve daha fazlasına ulaşan maliyetler), özel sigorta maliyeti (yerel özel sigorta 4 kişilik bir aile için aylık yaklaşık 300 avroya, İsrail özel sigortası ise aylık yaklaşık 800 avroya mal olur) gibi masrafları da karşılamanız gerekir. Limasol'da üç yatak odalı bir dairenin kirası aylık 1800 avrodan başlayıp 3000 avroya (elbette konuma bağlı olarak) ulaşır; özel bir evin kirası ise 2000 avro ve üzeridir (aylık 6000 avroya da ulaşabilir).
İsrail – Kıbrıs Ticaret odasının ilettiği veriler
Geçtiğimiz yüzyılda Kıbrıs'ta çoğunluğu iş adamı olan bir avuç İsrailli ve Yahudi yaşıyordu. Son yıllarda, ada bir kalkınma patlaması yaşayıp Türkiye ile yaşanan ve ülkeyi bölen savaşın ardından toparlandıktan sonra, giderek daha fazla İsrailli adayı keşfetti. 2000 yılında Kıbrıs'ta yaklaşık 80 İsrailli aile vardı ve o zamandan beri bu sayı hızla arttı.
Bu bağlamda, yurtdışında bir İsrail topluluğunun kurulduğunun en iyi göstergesi, ülkede bir Chabad evinin açılmasıdır. Kıbrıs'taki ilk Chabad merkezi 2003 yılında Larnaka şehrinde açıldı. 2014 yılında Limasol'da bir Chabad evi, 2016 yılında Ayia Napa'da (esas olarak sahil bölgesine gelen turistlere hizmet vermek amacıyla) bir Chabad evi ve 2017 yılında Baf şehrinde bir Chabad evi açıldı.
( Chabad evleri/ Chabad.org)
Belirtildiği gibi, tahminlere göre, şu anda Kıbrıs'ta yaşayan yaklaşık 3.000 İsrailli aile var, bunların çoğu son on yılda adaya yerleşti ve son beş yılda her yıl 400 ila 500 aile göç etti. Belirtildiği gibi, tahminlere göre Kıbrıs'ta kalıcı olarak yaşayan İsraillilerin (ve Yahudilerin) toplam sayısı 15.000'dir. Kıbrıs'a göçün diğer yerlere göçten çok farklı olduğuna ve yine coğrafi yakınlıkla ilgili olduğuna dikkat edilmelidir. Birçok aile sınırda yaşıyor. Yani hem İsrail'de hem de Kıbrıs'ta. Kıbrıs'ı hafta sonları evi olarak görenler var (ve tersine, Kıbrıs'ta çalışıp hafta sonları İsrail'e dönen İsrailliler gibi tersi durumlar da var), bir veya iki yıl gelip sonra geri dönen aileler var, böylece herhangi bir anda İsraillilerin sayısı değişken ve akışkandır.
Öte yandan, bu durum Kıbrıs'ın İsrailliler için başlıca çekim kaynaklarından biri olduğundan, Kıbrıs'taki İsrail toplumunun hızlı büyümesinin önümüzdeki yıllarda daha da artacağı varsayılmaktadır.
İsraillilerin Kıbrıs'a göçünün ilginç yanı, çok çeşitli olmasıdır. Kıbrıs'a çalışmak ve yatırım yapmak için gelen iş insanları ve girişimcilerin yanı sıra, yaşam kalitesi, denize yakınlık, düşük yaşam maliyeti (Kıbrıs'taki bir market veya süpermarkette ortalama bir alışveriş sepeti, İsrail'deki eşdeğer alışveriş sepetinden %25 daha ucuzdur) ve elbette güvenlik sakinliği (Demir Kılıç Savaşı'nın patlak vermesinden bu yana, Kıbrıs'a göç eden İsrailli ailelerin sayısı giderek artmıştır) nedeniyle gelen toplumun farklı kesimlerinden aileler de bulunmaktadır.
Ailelerin yanı sıra genç İsrailli bekarlar da Kıbrıs'ta buluşuyor ve son zamanlarda emeklilik çağındaki çiftlerin emeklilik yıllarında komşu adanın sunduğu olanaklardan yararlanmak için Kıbrıs'a gelmeleri de bir trend haline geldi.
Kıbrıs’tan İsrail’e Göç Dinamikleri
Kıbrıs ile İsrail arasındaki nüfus hareketliliği tarihsel olarak karşılıklı etkileşimler, ticari ilişkiler ve bölgesel güvenlik dinamikleri çerçevesinde şekillenmiştir. Mevcut veriler ışığında, Kıbrıs’tan İsrail’e yönelik kitlesel bir göç akımının bulunmadığı, hareketliliğin daha çok bireysel, mesleki veya aile temelli olduğu görülmektedir (Konstantinou, 2022; Lacher, 2019). Bu nedenle, Kıbrıs’tan İsrail’e göç, literatürde genellikle ikincil ve hedef odaklı bir mobilite biçimi olarak değerlendirilmektedir.
Kıbrıslı bireylerin İsrail’e yönelmesinde başlıca ekonomik, eğitimsel ve kültürel faktörler rol oynamaktadır. Özellikle teknoloji, denizcilik ve turizm gibi sektörlerde İsrail’in sunduğu iş gücü talebi, nitelikli genç profesyoneller için cazip bir alan yaratmaktadır. Ayrıca, iki ülke arasındaki yoğun turistik ve ticari etkileşimler, evlilik ve aile birleşimi yoluyla göç süreçlerini desteklemektedir. Bu bağlamda, hareketlilik bireysel motivasyonlara dayandığından, toplu demografik dönüşümlere yol açacak bir göç hacmi oluşmamaktadır (Peretz, 2021).
Hukuki açıdan, İsrail’e yerleşimin en doğrudan yolu Law of Return (Dönüş Yasası) kapsamında Yahudi kökenli bireylere tanınan vatandaşlık hakkıdır (UNHCR, 2023). Bu hüküm, Kıbrıs’ta Yahudi kökenli küçük nüfus grupları için doğrudan vatandaşlığa geçiş imkânı sağlamaktadır. Yahudi kökeni bulunmayan Kıbrıs vatandaşları için göç; çalışma izinleri, aile birleşimi veya öğrenci vizeleri aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu kategoriler, kalıcı yerleşimi mümkün kılmakla birlikte, göçün kapsamını sınırlayan bürokratik koşullar içermektedir.
Mevcut istatistikler, İsrail’in aldığı göçün büyük kısmını Rusya, Ukrayna, ABD ve Etiyopya gibi ülkelerden gelen grupların oluşturduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, Kıbrıs’ın İsrail’in toplam göç profilindeki payı oldukça düşüktür (Bahcheli, 2020; Konstantinou, 2022). Bununla birlikte, kriz dönemleri veya bölgesel güvenlik dalgalanmaları sırasında kısa süreli geçici hareketlilikler gözlenebilmektedir. Özellikle İsrailli nüfusun Kıbrıs’a yöneldiği son yıllardaki artış, Kıbrıs’tan İsrail’e ters yönde kitlesel bir hareket yaratmamaktadır.
Bu durumun potansiyel etkileri değerlendirildiğinde, Kıbrıs’tan İsrail’e doğru olası bir göç artışının özellikle nitelikli iş gücü segmentlerinde beyin göçü riskini beraberinde getirebileceği ifade edilebilir. Mevcut hacim düşük olduğundan etkiler şimdilik sınırlıdır; ancak bireysel düzeydeki göç hareketleri, iki ülke arasındaki ekonomik entegrasyonu, girişimcilik iş birliklerini ve toplumsal temasları güçlendirme potansiyeline sahiptir.
Sonuç olarak, Kıbrıs’tan İsrail’e göç olgusu günümüzde kitlesel bir karakterden ziyade seçici, bireysel ve çoğunlukla ekonomik ya da aile odaklı bir mobilite biçimi olarak tanımlanabilir. Gelecekte bu yönelimin seyri, jeopolitik gelişmeler, iki ülkenin göç politikaları ve bölgesel güvenlik ortamı ile doğrudan ilişkili olacaktır.
İSRAİL’DE UYGULANAN GERİ DÖNÜŞ GÖÇ POLİTİKASI
Geri Dönüş Yasası, İsrail'de göçmen olarak medeni statü almaya hak kazanan kişileri tanımlar. Yasa, Yahudi olan herkesin Geri Dönüş Yasası uyarınca İsrail'e göç etmeye hak kazandığını belirtir. Yasa, Yahudi terimini "Yahudi bir anneden doğan veya Yahudiliğe geçen ve başka bir dine mensup olmayan kişi" olarak yorumlar.
Yasa ayrıca, bir Yahudi'nin, uygun Yahudi ile olan ailevi ilişkileri nedeniyle geri dönüşleri nedeniyle medeni statü almaya hak kazanan akrabalarını da tanımlar ve bunlar: bir Yahudi'nin oğlu ve torunu, bir Yahudi'nin eşi veya bir Yahudi'nin oğlu ve torunudur
Geri Dönüş Yasası ve bu yasa kapsamındaki aliyah ve İsrail vatandaşlığı hakkı, İsrail toplumunun ve devletinin temellerinden birini koruduğu düşünülen bir yasadır. Özü ve hükümleri, bir Yahudi devleti olarak devletin temelleriyle ilgilidir, ancak buna rağmen resmi olarak İsrail'in temel yasalarından biri olarak tanımlanmamıştır.
Geri Dönüş Yasası kapsamında vatandaşlığa geçiş, kademeli vatandaşlığa geçiş sürecine kıyasla çok kısadır ve göçmene İsrail'e geldiği andan itibaren birçok hak tanır (emniyet sepeti, sosyal haklar, vergi avantajları, vb.). Yıllar süren, hakların kademeli olarak verilmesi ve çok sayıda maddi masraf gerektiren kademeli bir süreçteki vatandaşlığa geçiş ise bu haklardan sadece birkaçıdır. "Yeni göçmen" statüsünde olan bir göçmen, İsrail'e vardığında hemen veya İsrail'e vardıktan yaklaşık bir yıl sonra kalıcı sivil statüye sahip olurken, kademeli bir süreç kapsamında olan bir vatandaş yaklaşık 5-7 yıl sonra kalıcı statüye sahip olur. Bu da birçok masrafın yanı sıra sürecin tüm koşullarını baştan sona yerine getirmeyi gerektirir.
İsrail’den sınır dışı edilme sebeplerinden bazıları
İsrail vatandaşlarının yabancı eşleri. Yurt dışında yabancı bir uyrukluyla evlenen ve onunla İsrail'e gelmek isteyen bir İsrail vatandaşı, İsrail'e gelmeden önce, yabancı eşin statüsünün düzenlenmesi sürecinde, ikamet ettiği yerdeki büyükelçiliğin Nüfus İdaresi'ne başvuruda bulunmalıdır. Bunu yapmazsa, büyük olasılıkla yabancı eş onunla İsrail'e giremeyecek ve memleketine giden bir uçakla geri dönmek zorunda kalacak.
İsrail'de yasal olarak ikamet etmelerine ve çalışmalarına olanak tanıyan toplu koşullardan birini kaybeden yabancı çalışanlar, İsrail'den sınır dışı edilme kararıyla karşı karşıya kalabilirler
İsrail’de Tel-Aviv, “75 Nahalat Binyamin sokağında bulunan Hotline for Refugees and Migrants adlı insan hakları / göçmen hakları STK’sından aldığımız bilgiler şu şekildedir.
1990'dan beri dünyanın dört bir yanından yüz binlerce erkek ve kadın çalışmak için İsrail'e geldi. Bunların çoğu burada birkaç yıl kalıp gönüllü olarak ülkelerine döndü. Hükümet her yıl, Filistinli işçilerin İntifada sırasında sınır dışı edildiği inşaat ve tarım sektörlerinde ve İsraillilerin 24 saat süren, çok yorucu, koşulların kötü ve ücretlerin yetersiz olması nedeniyle çalışmak istemedikleri hemşirelik sektöründe göçmen işçilerin istihdamı için bir izin kotası ayırıyor. Ekim 2017 itibarıyla İsrail'de vizeli yaklaşık 86.870 göçmen işçi istihdam edilirken, yaklaşık 18.555'i vizesini kaybetti. Ayrıca, çoğu eski Sovyetler Birliği'nden olmak üzere, İsrail'e yasal olarak giren ancak planlanan tarihte ülkeyi terk etmeyen 74.000 turist var.
İsrail'de göçmen işçilerin durumu özellikle güvencesizdir. Yirmi yılı aşkın süredir yurtdışından işçi alımı yapan hükümetin konuya yaklaşımı hâlâ sık sık değişmekte, çelişkilerle dolu ve ilgili tarafların baskısına maruz kalmaktadır. Temel haklarını güvence altına almak için gerekli olan birçok Yüksek Mahkeme kararına rağmen, yetkililer yasayı uygulamamakta ve sömürülmelerine, hatta ülkeye getirilmeleri ve burada çalışmaları sırasında dolandırıcılık ve gasplara göz yummaktadır. Knesset ise, Yüksek Mahkeme'nin planlı kararlarını geçersiz kılacak ve göçmen işçilerin sömürülmeye devam etmesine olanak sağlayacak yasalar çıkarmaktadır. Ayrıca, Batı ülkelerinde yaygın olan durumun aksine, İsrail'e göç politikasının yalnızca Yahudiler için geçerli olan Geri Dönüş Yasası'na tabi kılınması nedeniyle, İsrail'e gelen göçmen işçilerin ülkede vatandaşlığa geçme olanağı önceden engellenmektedir. İsrail, 1990'lara kadar işgal altındaki topraklardan Filistinli işçileri Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde düşük ücretli ağır işlerde çalıştırıyordu. Körfez Savaşı (1990-91) sırasında bu topraklara tam bir abluka uygulandı ve sonraki yıllarda devlet, tarım, inşaat ve sanayi gibi temel sektörlerdeki Filistinli işçilerin yerini kademeli ve proaktif bir şekilde göçmen işçilerle değiştirmeye başladı.
O yıllarda sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine paralel olarak, istihdam şirketleri de yurtdışından hemşirelik personeli istihdam etmeye yöneldiler; çünkü onlar, "24 saat" ve İsrailli işçiler için kabul edilebilir olanın tamamen dışında koşullar altında düşük ücretlerle çalışmaya razıydılar ve hâlâ da öyleler. Çalışma izinlerinin sayısı baş döndürücü bir hızla arttı. 1993'te 20.000'den az izin verildi; 1996'da bu sayı 106.161 izne fırladı. İsrail, Batı dünyasına göçmen işçi ithal eden ülkeler listesinde hızla zirveye ulaştı. 2001 yılında İsrail'deki göçmen işçi sayısı yaklaşık 250.000'e yükseldi; bunların çoğu, İsrail'de geleneksel olan işçiyi işverene bağlama düzenlemesi nedeniyle yasal statülerini kaybetmişti; sınır dışı etme işlemlerinde panik ve aciliyet duygusu yaratmaya çalışan İçişleri Bakanlığı yöneticilerinin tahminlerine göre, İsrail'de yasadışı olarak ikamet eden göçmenlerin sayısı çok daha yüksekti, 300.000, hatta yarım milyondu. Büyük bir sınır dışı kampanyası, ekonomik durgunluk ve güvencesiz güvenlik durumu, on yılın sonunda sayılarında önemli bir düşüşe yol açtı.
Çalışma izni almış ve işçi arayan işverenler ile kendi ülkelerinde işveren araması gereken göçmen işçiler, iş bulma şirketlerine yönelmektedir. Şirketler, işverenler ve işçiler arasında köprü görevi görmekte ve bunun için aracılık ücreti almaktadır. Göçmen işçilerin İsrail'de kalış süresi en fazla 63 ay ile sınırlıdır ve " bağlayıcı düzenleme" olarak adlandırılan bir politikaya tabidir. Bağlayıcı düzenleme, çalışma izninin İsrailli işveren için Göçmenlik İdaresi'nin Yabancı İşçiler Birimi tarafından verilmesini şart koşmaktadır. İşçi, işveren adına kayıtlıdır ve İsrail'deki oturma izni, söz konusu işveren için çalışmasına bağlıdır. İsrail'e varmadan önce, göçmen işçilerin kendi ülkelerindeki yerel aracılara veya İsrailli istihdam şirketlerinin temsilcilerine 5.000 ila 15.000 ABD doları veya daha fazla arasında büyük bir meblağı peşin ödemeleri gerekmektedir. Bu ödeme miktarı, bir göçmen işçinin kendi ülkesinden İsrail'e getirilmesi için talep edilebilecek azami aracılık ücretinin 3.135 şekel olduğunu belirten İsrail yasalarının ihlali anlamına gelmektedir. Yüksek aracılık ücreti, işçileri İsrail'de çalışma hakkı karşılığında borç almaya ve geleceklerini ipotek altına almaya zorlamaktadır; bunun sonucunda İsrailli işverene bağımlılıkları artmakta ve kaçınılmaz olarak sömürü, baskı ve istismara karşı savunmasızlıkları artmaktadır.
Yakın zamana kadar, bir göçmen işçi işvereninden ayrılırsa veya (çalışma izninde "kayıtlı" olmayan) başka bir işveren için çalışırsa, istifa ederse, işten çıkarılırsa veya işvereni ölürse, oturma izni derhal iptal edilir ve tutuklanma ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalan "yasadışı ikamet eden" konumuna düşerdi. Sanayi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tarafından yapılan araştırmalara göre, göçmen işçilerin yasal statülerini kaybetmelerinin temel nedeni, izin verilen süreden fazla kalmak veya izinde kayıtlı olduğu sektör dışında çalışmak değil, kötü koşullar ve/veya ücret kesintisi nedeniyle işverenlerinden ayrılmalarıdır.
2002 yılında Kav LaOved, Mülteciler ve Göçmenler için HaMoked ve dört başka insan hakları örgütü, göçmen işçilerin temel haklarının ciddi şekilde ihlal edilmesi nedeniyle "zincire vurma politikasının" iptalini talep ederek Yüksek Adalet Divanı'na dilekçe verdi. Yaklaşık dört yıl süren dava sürecinin ardından Yüksek Adalet Divanı, 2006 yılında dilekçe sahiplerinin argümanlarını kabul etti ve hükümet politikasını eşi benzeri görülmemiş bir şekilde eleştirirken, zincire vurmanın modern kölelik olduğunu ve devletin karar tarihinden itibaren altı ay içinde hemşirelik, tarım ve sanayi sektörlerinde yeni düzenlemeler formüle etmesi



Yorumlar